İçeriğe geç
Trabzon Kulvar
Kişisel Gelişim

Bilmediğiniz Bir Sayıyı Tahmin Etme Sanatı

Bir şehirde kaç berber olduğunu bilemezsiniz ama şaşırtıcı bir isabetle tahmin edebilirsiniz. Büyük soruları küçük parçalara bölen tahmin yönteminin mantığı.

Aylin Karaca Güncelleme: 4 dk okuma

"Bilmiyorum" cevabı çoğu zaman dürüsttür ama nadiren yeterlidir. Gerçek hayattaki soruların büyük kısmı tam veri istemez, makul bir büyüklük ister. Bir işin kaç gün süreceği, bir odaya kaç kişi sığacağı, bir şehirde kaç berber olduğu... Bunların hiçbirini tam bilemezsiniz, ama hepsini şaşırtıcı bir isabetle tahmin edebilirsiniz. Bu beceriye tahmin sanatı denir ve öğrenilebilir bir yöntemi vardır.

Bilmediğin soruyu bildiğin parçalara böl

Yöntemin özü tek cümleyle özetlenir: cevabı bilmediğin büyük soruyu, cevabını tahmin edebileceğin küçük sorulara ayır. Bir şehirde kaç berber olduğunu bilemezsiniz. Ama şehrin nüfusunu kabaca bilirsiniz. Bir insanın yılda kaç kez saç kestirdiğini tahmin edebilirsiniz. Bir berberin günde kaç kişiye baktığını ve yılda kaç gün çalıştığını da makul bir aralıkta kestirebilirsiniz. Bu dört tahmini birleştirdiğinizde sonuç ortaya çıkar.

Kritik nokta şu: her adımda hata yaparsınız. Ama hatalar rastgele yönlerde olur. Bazısında fazla, bazısında az tahmin edersiniz ve bunlar birbirini kısmen götürür. Bu yüzden dört adımlı bir tahmin, tek adımda atılan bir tahminden genellikle çok daha isabetlidir.

Doğru cevap değil, doğru basamak

Bu tür tahminlerde amaç kesinlik değildir. Amaç, sonucun hangi büyüklük mertebesinde olduğunu bulmaktır. Yüzler mi, binler mi, on binler mi? Gerçek hayatta kararların çoğu için bu bilgi yeterlidir. Bir işin bir hafta mı bir yıl mı süreceğini bilmek, tam gün sayısını bilmekten çok daha değerlidir.

Bu bakış açısı insanı özgürleştirir. "Kesin bilmiyorum" diye başlamamak için kendinizi zorlamak yerine, "hangi aralıkta olduğunu söyleyebilirim" demeye başlarsınız. Ve genellikle bu aralık, karar vermeye fazlasıyla yeter.

Alt ve üst sınırla çerçevele

Güçlü bir teknik, doğrudan tahmin etmek yerine iki uçtan sıkıştırmaktır. Önce kesinlikle bundan az olamaz dediğiniz bir alt sınır belirlersiniz. Sonra kesinlikle bundan çok olamaz dediğiniz bir üst sınır. Gerçek cevap ikisinin arasındadır ve genellikle geometrik ortaya yakın çıkar.

Bu yöntem, aşırı tahminlerin önüne geçer. Çünkü zihin doğrudan bir sayı üretmeye zorlandığında ilk aklına gelen rakama demir atar. Sınır koyarak başlamak, o demirlemeyi engeller.

Kendi hayatınızı referans birim yapın

Tahmin yapmanın en kolay yolu, bildiğiniz büyüklükleri birim olarak kullanmaktır. Bir adım yaklaşık yetmiş santimetredir. Bir kat yaklaşık üç metredir. Bir kişi bir metrekareye rahatça sığar, sıkışırsa üç kişi sığar. Bir dakikada normal tempoda yaklaşık seksen kelime konuşulur. Bir A4 sayfaya yaklaşık beş yüz kelime girer.

Bu tür on beş yirmi referans, tahmin gücünüzü katlar. Çünkü artık her soruya sıfırdan başlamazsınız; elinizde bir cetvel vardır. Bir salonun kaç kişi aldığını sormak yerine kaç metrekare olduğunu tahmin eder, sonra bölersiniz.

İyi tahmincilerin bir alışkanlığı vardır: sonucu farklı bir yoldan tekrar hesaplarlar. İlk yol nüfustan gitmişse, ikinci yol harcamadan ya da alandan gider. İki bağımsız yol birbirine yakın sonuç veriyorsa tahmine güven artar. Uzaksa, bir yerde hatalı bir varsayım vardır ve genellikle onu bulmak kolaydır.

İkinci alışkanlık, varsayımları açıkça yazmaktır. "Kişi başı yılda altı kez" gibi bir varsayım kâğıda döküldüğünde tartışılabilir hale gelir. Yanlışsa değiştirirsiniz ve tüm hesap yeniden çalışır. Zihinde tutulan varsayımlar ise sorgulanamaz, çünkü görünmezdir.

Neden değerli bir beceri

Tahmin yeteneği, sayıların ezberlenmesinden çok daha kullanışlıdır. Size sunulan bir rakamın makul olup olmadığını anında sezmenizi sağlar. Abartılı bir iddia duyduğunuzda kafanızda hızlı bir hesap yapar, "bu olamaz" ya da "bu gayet mümkün" dersiniz.

Günlük hayatta en çok işe yaradığı yer ise zaman tahminidir. İnsanlar bir işin ne kadar süreceğini neredeyse her zaman olduğundan kısa tahmin eder. Bunun sebebi, işi zihinlerinde ideal koşullarda canlandırmalarıdır: kesinti yok, bekleme yok, hata yok. Oysa gerçek süre, bu aksaklıkların toplamıdır. Bu yüzden deneyimli kişiler kendi tahminlerini belli bir katsayıyla çarpar ve şaşırtıcı biçimde daha isabetli sonuç alırlar.

Aynı şey maliyet tahminlerinde de geçerlidir. Bir işin parçalarını tek tek toplarken çoğu zaman unutulan bir kalem olur. Bunun için basit bir çare vardır: benzer bir işi geçmişte ne kadar sürede ve ne maliyetle bitirdiğinizi hatırlamak. Kendi geçmiş verinize bakmak, sıfırdan yapılan her tahminden daha güvenilirdir.

Bu yüzden tahmin yapmak, matematikten çok muhakemedir. Bilmediğinizi kabul edip yine de düşünmeye devam etme sanatıdır. Ve pratik yaptıkça, tahminleriniz sizi şaşırtacak kadar doğrulaşır.

Paylaş Facebook X WhatsApp

Kişisel Gelişim